CUMA HUTBESİ
Ramazandan Sonra, Bayramdan Önce Son Durak: Arefe
27 Mart 2025
Kıymetli Kardeşlerim!
Tuttuğumuz oruçlarla bedenimizin sıhhate kavuştuğu, verdiğimiz zekât ve sadakalarla malımızın temizlendiği, maddi ve manevi hayatımızda birçok güzelliklerin yaşandığı bir ayı sonlandırmak üzereyiz. Bu akşam son teravih namazını kılıp, son sahura kalkacağız ve yarın bu seneki ramazan ayının son orucunu tutacağız. Bizi ramazana kavuşturan ve bizlere oruç tutma fırsatını veren Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun. Onun Sevgili Peygamberi, Efendimiz (s.a.v.)’e salât ve selam olsun.
Ramazan boyunca takva bilincimiz arttı. Gözümüzü, dilimizi, kalbimizi günahlardan korumaya çalıştık. Sabır ve nefis terbiyesi ile irademizi güçlendirdik. Açlıkla, susuzlukla, gece uyanmakla nefsimize “dur” demeyi öğrendik. Kur’ân-ı Kerîm ile olan bağımız kuvvetlendi. Okuduk, dinledik, anlamaya gayret ettik. Namazlarımızı daha dikkatli kıldık, teravihlerle camilere alıştık. Cemaat olma şuurunu, birlikte ibadet etmenin huzurunu tattık. Ramazan bizlere aynı zamanda paylaşmayı hatırlattı. Fitrelerimizle, sadakalarımızla ihtiyaç sahiplerini sevindirdik. Merhametimizi, şefkatimizi, vicdanımızı yeniden canlandırdık. Aynı zamanda tövbe etmeyi, kalbimizi arındırmayı, Allah’a yönelmeyi, dua etmeyi, kullukta derinleşmeyi öğrendik.
Kıymetli Kardeşlerim!
Bu kazanımlar sadece ramazana ait değildir. Asıl önemli olan, ramazanda kazandığımız bu güzel hâli yıl boyunca devam ettirmektir. Camilerimizi terk etmeden, namazlarımızı ihmal etmeden, Kur’an’ı elimizden bırakmadan yaşamaya çalışalım.
Ramazan ayında farz olarak tutmuş olduğumuz orucu, ramazan ayından sonra da bazı günlerde nafile olarak tutmaya devam edelim. Özellikle şevval orucunu ihmal etmeyelim. Zira Peygamber Efendimiz (s.a.v.)
“Kim ramazan orucunu tutar ve ardından şevvalden altı gün oruç tutarsa, bütün yıl oruç tutmuş gibi olur.”[1] diyerek ramazandan sonra şevval orucu sevabına nail olmamızı tavsiye etmiştir. Çünkü oruç nefsani arzularımızı sınırlandırmakta, bize açlığı tattırarak ihtiyaç sahiplerinin durumlarını hatırlatmakta, bedenimizi sıhhate, gönlümüzü huzura kavuşturmaktadır.
Muhterem Kardeşlerim!
Bu ayda zenginlerimiz zekâtlarını, imkânı yerinde olanlar fitrelerini ihtiyaç sahiplerine teşkilatımız aracılığı ile ulaştırdı. Eğer şu ana kadar zekâtını ve fitresini vermemiş olanlar varsa, ivedi olarak bu vecibelerini, sorumluluklarını yerine getirsinler. Yüce Rabbimizin “Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk et.”[2] emrine kulak verelim.
Ramazan Bayramı gecesi, yani arefe günü sevabı çok olan gecelerden birisidir. Arefe gününde geçmişlerimizi anmayı, onlara dua etmeyi ve kabir ziyareti yapmayı unutmayalım. Artık ramazan bitti, ertesi gün bayram, teravih de yok diye gaflete düşebiliriz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Beş gece vardır ki, o gecelerde yapılan dualar geri çevrilmez: cuma gecesi, recep ayının ilk gecesi, şaban ayının ortası (Berat Gecesi), Ramazan Bayramı gecesi ve Kurban Bayramı gecesi.”[3] diyerek bu günlere dikkat çekmiştir. Bu geceyi ibadetle geçirmeye, faziletinden istifade etmeye çalışalım. Bayram hazırlıklarımızı gözden geçirelim, kabir ziyareti programlarımızı, hasta ziyareti ve bayramlaşma programlarımızı tanzim edelim.
Hutbemizin başında okuduğumuz hadîs-i şerifin manasıyla hutbemizi bitirelim: “Bir kimsenin yanında benim adım anılır da bana salât ve selam getirmezse burnu yerde sürtülsün! Bir insan ramazan ayına ulaşır da bu fırsatı değerlendiremeyip günahlarından arınmadan bu ayı geçirirse burnu yerde sürtülsün! Bir insan anne-babası veya onlardan biri yaşlı hâlde ona erişir de onların rızasını kazanarak cenneti hak etmezse onun da burnu yerde sürtülsün!”[4]
Yüce Rabbimiz! Bizleri burnu sürtülenlerden değil, bağışlanmış ve Onun rızasını kazanarak bayrama ulaşanlardan eylesin! Amin.
[1] Müslim, Siyâm, 204
[2] Hicr suresi, 15:98-99
[3] Beyhaki, Şuabül-İman, V
[4] Buharî, el-edebu’l-müfred- 1419/1998